Bugun...


Birol Keskin

facebook-paylas
Onur Mücadelesi
Tarih: 31-10-2024 12:03:00 Güncelleme: 31-10-2024 12:03:00


Gerçeğin Yalnızlığı ve Onur Mücadelesi

Günümüz dünyasında, “doğru” olarak bildiğimiz şeylerin altı çizildiğinde, bu cesaret çoğunlukla yalnızlığa ve toplumun dışına itilme tehlikesini beraberinde getiriyor. Doğruları görüp, yanlışları kabullenemeyen ve gerçeği söylemekten çekinmeyen insanların yalnızlıkla ödüllendirildiği bir çağdayız.

Bu bir Paradoks;  Herkesin bildiği, hissettiği ama dile getirmekten çekindiği bir gerçeği yüksek sesle söylemek, toplum içinde çoğu zaman bir “suç” gibi görülüyor. Oysa gerçek, insanın en büyük güvencesi, yaşamın ve vicdanın özüdür. Bu uğurda yalnız kalsak dahi, dik durmak her şeyden daha onurlu bir tercihtir. “Onurlu bir duruş” kavramı, bireyin toplumsal rollerinden sıyrılarak, içsel bir doğruluk arayışına olan bağlılığına vurgu yapar.

Bu noktada, doğrulara karşı gelmeyi tercih eden insanlar, çeşitli nedenlerle bu duruma uyum sağlarlar. Kimileri, kendi rahatlarını koruma arzusuyla gerçeği söylemeyi reddeder, kimileri ise iktidarın yanında durarak toplumdaki avantajlarını kaybetmek istemez. Ancak bu tür bir sessizlik, bir süre sonra toplumsal bir çürümeyi beraberinde getirir. Gerçeği haykıranları sindirmeye çalışan ve onlara cephe alan bu kesim, bireysel menfaatlerini korurken, aslında toplumun vicdanını sessizce öldürür. İkili ilişkilerde veya daha geniş ölçekte siyasi arenada, gerçekleri görenlerin bastırılması, toplumun bir parçası olarak herkesin kanayan bir yarası haline gelir.

Doğrular için savaşmak, yanlışları dile getirmek zor bir yol; çünkü bu yolda en çok kaybedilen şey çoğu zaman yalnızca arkadaşlar değil, aynı zamanda hayaller, güven ve belki de geçmişteki dayanışma hisleridir. Onurlu bir yalnızlık, kirli bir kalabalığa karışmaktan çok daha değerlidir. Bu yalnızlık, içsel bir huzur getirir; çünkü birey, inandığı değerlerden ödün vermediğini bilir.

Şunu kabul etmek gerekir ki doğruluk ve onur mücadelesinin, insanın kendine olan saygısını koruma mücadelesi olduğudur. Herkesin yanlışları görmezden geldiği ve sustuğu bir dünyada, doğruyu söyleme cesareti göstermek, aslında insanın kendi benliğini de özgür kılmasıdır. Çünkü içimizde sakladığımız her doğru, bir gün bizi içten içe kemiren bir sessizliğe dönüşebilir. Bu yüzden, insan bazen kendi sesini en yüksek sesle kendine duyurmalıdır; bu, belki de toplumda yankı bulmayacak ama bireyin içsel dünyasında derin bir huzur bırakacaktır.

 Bu  dünyada hâlâ onurlu kalmayı tercih edenler, haksızlık karşısında boyun eğmeyenler, gerçeğin izini sürenler varsa, insanlık adına bir umut hâlâ var demektir.

Sağlıcakla kalın....

Birol Keskin



Bu yazı 1857 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI