Bugun...


İhsan Tayhani

facebook-paylas
Devrim Bildirgesi ve Yinelenen Tarih!
Tarih: 24-06-2026 21:36:00 Güncelleme: 24-06-2026 21:36:00


Devrim Bildirgesi ve Yinelenen Tarih! 
 
 
​Batılı siyaset bilimciler, Gazi Mustafa Kemal’in  Samsun’a çıkışından otuz üç gün sonra, 22 Haziran 1919’da yayınlanan “Amasya Tamimi”ni, doğru bir yaklaşımla “Devrim Bildirgesi” olarak değerlendirirler. Bildirgenin üçüncü maddesinde; “milletin istiklâlini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” şeklinde, ulusu, egemenliğini eline almaya çağıran yargı tümcesi de bu bildirgenin özüdür.
 
​Amasya Bildirgesi, bir bakıma Kurtuluş Savaşı’nın duyuru belgesidir. Bildirgede ulusal iradeye yapılan güçlü vurgu, Erzurum Kongresi’nde yinelenir. Sivas Kongresi kararlarında ise “ulusal güçler etken, ulusal irade egemen kılınacaktır” diye pekiştirilir. Yurt ölçeğinde kurulmuş olan bütün Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerinin kongrede “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” adı altında toplanmış olması, örgütlenmenin en önemli aşamasıdır. Söz konusu bu örgütlenme, Kuva-yı Milliye olarak anılan halk odaklı kongrelerle başlamış, ulusun, egemenliğini eline aldığı 23 Nisan 1920 Meclisi ile yeni bir evreye girmiştir. Bu meclisin meşruiyeti, ulusal irade ve halk egemenliğidir.  
 
​Atatürk’ün, 24 Nisan 1920’de  bir hükümetin kurulmasını önerdiği meclis konuşması, Eylül 1920’de yayınlanacak olan “Halkçılık Programı”ndan izler taşır. O, kurulacak hükümeti; “...Böyle bir hükümet, hâkimiyeti milliye esasına müstenit (dayalı), halk hükümetidir, cumhuriyettir” diye tanımlar. Gazi Mustafa Kemal, 13 Ağustos 1923’te TBMM’nin İkinci Dönemini açarken yaptığı konuşmada ise şunları söyler: ‘ Yeni Türkiye devleti, bir halk devletidir, halkın devletidir. Geçmişin kurumları ise bir kişi devleti idi, kişilerin devleti idi!’ Cumhuriyetin ilanı ve köklü devrimlerin yaşama geçirilmesinin yanında, hukuksal “uluslaşma” sürecini siyasal bir parti aracılığı ile tamamlamayı kararlaştıran Mustafa Kemal Paşa, parti kurma düşüncesini ilk defa 1922’de resmen açıklar. Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, 9 Eylül 1923’te bir parti kimliği ile kurulduğunda adı, “Halk Fırkası”dır. Mustafa Kemal, 11 Eylül 1923’te yapılan seçimde partinin genel başkanı olarak seçilir. Cumhuriyetin ilanından sonra, partinin adı; 10 Kasım 1924’te Cumhuriyet Halk Fırkası’na dönüşür, 1931 yılında ise “fırka”, “parti” olarak değişir. Görüldüğü gibi CHP, kuruluşu ve ilkeleri ile Ulusal Savaşım süreci ve Cumhuriyet tarihimizle doğrudan bağlantılı, 103 yıllık yüce bir çınardır. Ulusal hakların korunması anlamındaki Müdafaa-i Hukuk, Cumhuriyeti besleyen ana damardır, Ulusal Savaşımın ideolojisidir; kayıtsız koşulsuz “bağımsızlık” ve “ulus egemenliği”dir. Kurtuluş Savaşı, dışarıda emperyalizme, içeride ise monarşiye  karşı verilen onurlu  bir bağımsızlık direnişidir. CHP’nin ana kucağı Müdafaa-i Hukuk hareketi de emperyalizmin dayatmak istediği düzene karşı bir antitezdir. Yüz yıl önceki bu antitez, tezi yenmiştir. Emperyalizme dersini verdiği gibi, sultan unvanlı tepedeki monarkı da alaşağı ederek egemenliğine el konulan Anadolu insanını özgürlüğüne kavuşturmuştur.  
 
Tarih yinleleniyor
 
​Yüz üç yıl sonra bugün,  Atatürk’ün bize armağanı laik Cumhuriyetimiz, yine - işbirliği halinde - ikili bir kuşatma altındadır! Bir tarafta;  2017’de sultanizm benzeri tek adam rejimini inşa ettikten sonra, bu ucube sistemin başında yaşam boyu kalmak isteyen ve meşruiyetini  Atlantik ötesinde arayan bir iktidar! Öte yanda; Ortadoğu’yu yeniden şekillendirme ve ülke özvarlıklarını yağmalama karşılığında iktidara meşruiyet veren, Tom Barrack adlı hadsiz aracılığı ile de ülkeye “meşruti monarşi” yönetimini yakıştıran ve ülke çıkarlarına aykırı uluslararası anlaşmalara imza koymaya sürükleyen, gözü dönmüş bir ABD emperyalizmi var!  
 
​ Bu durumda, hem 19 Mart 2025’ten beri yargı eliyle halkın iradesine açıkça el koyan iktidara hem de emperyalizme karşı ses yükseltip, toplumun yasal demokratik direnişini sürükleyen  CHP’ye yönelik 21 Mayıs günlü “butlan” darbesi, arkasından 24 Mayıs’ta güvenlik güçleri ile CHP Genel Merkezi’ne yapılan saldırı da çekinmesiz bir parti devleti atılımıdır! Parmak ısırtan bir iki yüzlülükle, on üç yıl CHP genel başkanlığı yapan ve şimdilerde her boydan aşağılanmayı içine sindirdiği anlaşılan bir kişinin, CHP’ye kurulan sinsi tuzağın bir bileşeni olarak, tek adam iktidarını bir dönem daha uzatma adına canhıraş biçimde çırpınışı ise siyasal tarihin belleğine kara bir leke olarak geçmiş bulunuyor!  
 
​Kim ne yaparsa, nasıl bir takla atarsa atsın! Yüz yedi yıl önce olduğu gibi, bugün de “Bu ulusun bağımsızlığını ve egemenliğini yine bu  ulus kurtaracaktır”! ​  
​        ​      
​                     Doç. Dr. İhsan Tayhani



Bu yazı 6 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS