Bugun...


PROF.DR. HALİL ÇİVİ

facebook-paylas
DEVLET YÖNETİMİ İÇİN "CUMHURBAŞKANI TÜRK, İKİ YARDIMCISINDAN BİRİ KÜRT BİRİ DE ALEVİ OLSUN
Tarih: 26-07-2025 20:45:00 Güncelleme: 26-07-2025 20:45:00


DEVLET YÖNETİMİ İÇİN "CUMHURBAŞKANI TÜRK, İKİ YARDIMCISINDAN BİRİ KÜRT BİRİ DE ALEVİ OLSUN" ÖNERMESİ ÜZERİNE SİYASET VE HUKUK SOSYOLOJİSİ AÇISINDAN  KISA NOTLAR.

Hemen konuya girelim; eğer hedeflenen rejim hak,hukuk ve sosyal adalet temelli çağdaş ve demokratik bir siyasi rejim olacaksa; ırk, dil, din, mezhep, tarikat...ve benzeri temeller üzerine siyasi rejim kurmak çağdışıdır. Türkiye, bundan tam 102 yıl önce, dinsel ve etnik temeller üzerine kurulmuş olan Osmanlı siyasi devlet yapısını tasfiye etmiştir.   Onun yerine, 29 Ekim 1923 'te, eşit yurrttaşlık hakları temelli laik ve demokratik bir rejim olan Türkiye Cumhuriyeti  Devleti'ni  kurmuştur.

 Bu konuda, çağımız  siyasetçilerine,  düşen ana görev,  Kurtuluş Savaşı verilerek, devrimle kurulan  demokratik ve laik Türkiye Cumhuriyet'ini feodal Ortaçağ yönetim modeline geri döndürmek olamaz. Tam tersine, Yüce Önderimiz M.K.Atatürk ve Gazi olan TBMM'nin milli iradeye dayalı olarak kurduğu bu laik  Cumhuriyeti, çağın evrensel hukuk  ve  evrensel  demokratik değerleri ile taçlandırarak yaşatmak olmalıdır.
 
Acaba , özgür akıl, çağdaş bilim ve evrensel insan hakları kazanımlarına dayalı, öznesi insan olan, hak temelli ve hukukun üstünlüğü  anlayışı içinde kalarak; dil, din, mezhep, tarikat, cemaat..ve benzeri etnisitelere dayalı olarak çağdaş , demokratki bir  siyasi rejim kurmak olası mı?

Kanımca ve bilimsel olarak kesinlikle hayır. Peki niçin?

Çünkü:

1- Çağdaş demokrasiler ve çağdaş hukuk anlayışı; farklı mikro kimliklerin oluşumuna neden olan ırk, dil, din, mezhep...temelli değil, İNSAN odaklı ve insan temellidir. Irkına, diline, inancına, rengine  cinsiyetine, ekonomik ve sosyal konumuna ve kimlik aidiyetine  bakmadan sadece  bireyin kendisini dikkate alır... sadece insan olmak yeter.

2- Çağdaş devlet ,kendi yurttaşları arasında ırk, dil, renk, cinsiyet, din,mezhep...gibi doğarken kazanılmış biyolojik, inançsal ve sosyal kimlikler nedeniyle ayrım yapamaz, yapmamalıdır. Onları eşit yurttaşlar olarak kabullenmek zorundadır.

3- Çağdaş demokrasiler, kimlik farkları, çoğunluk ve azınlık ölçüleri üzerine kurgulanamaz. Temel, evrensel haklar ve özgürlükler üzerine inşa edilir. Çoğunluk değil, çoğulculuk esas alınır. Farklılıklar bir tehdit değil, zenginlik olarak algılanır.

4- Devletle o devleti oluşturan bireyler arasındaki temel hak ve hukuk bağı, her alanda herkes için "eşit yuttaşlık"hakkıdır . Devlet hiç bir dinî ya da etnik kimliğin tarafında ya da karşısında olamaz. Hepsine eşit mesafede durur. Çünkü başka türlüsü, eşit yurttaşlık ilkesine ve evrensel hukuk değerlerine uymaz. 

5- Devlet kamu hizmetlerini ve kamu görevlerini etnik ya da dinsel kimlik aidiyetine göre değil, görevlerin ve hizmetlerin zorunlu olarak gerektidiği ihtiyaç ve liyakat esasına göre dağıtır. Bu nedenle devletin mutlaka laiklik ve çoğulculuk üzerine bina edilmesi gerekir. Laiklik ve çoğulculuk olmazsa  demokrasi, hak, hukuk, adalet  ve eşitlik sağlanamaz.
 
Eğer devlet kadroları ve devlet hizmetleri, etnik ve dinsel aidiyetlere göre dağıtılırsa:

a- Devlet kendi yurttaşlarına karşı tarafsızlığını yitirir. Giderek, sadece belli bir etnik ya da dinsel etnisitenin devleti olmaya yönelir. Desteklenen ve  resmi etnisitenin dışında kalan kimlikler ya da azınlıklar ise, devlet için bir güvenlik tehdidi olarak algılanmaya  başlanır. 

b- Karşılıklı olarak; toplumdaki güvensizlik ve ayrıştırmalar doğar. " Biz- ve ötekiler" retoriği dolaşıma girer.  Tek, bölünmez ve bir kalmak zorlaşır. Toplumsal barış ve ortak değerler zedelenir.

c- Devlet görev ve hizmetlerindeki LİYAKAT sistemi çöker.  Bir görev ya da hizmet için EHİL OLMAK  değil; devletçe desteklenen etnik ya da dinsel bir kimliğe AİT OLMAK, önem kazanır. Liyakatın yerini aidiyet alır. Kamu hizmetlerinin kalitesi ve etkinliği azalır.

d- Demokratik, hukuki, ahlaki  ve insani değerler aşınmaya ve yozlaşmaya başlar. Otoriterlik eğilimleri güçlenir. Kimlik ve yandaşlık siyaseti kurumların içini boşaltır. Populism, hamaset, ayrımcılılık yerleşir.

e-  Ortak, birleştirici ana ULUSAL  KİMLİK zayıflar.
Tersine, biz duygusu  yerine, mikro kimlikler boyvermeye  başlar. Merkezi devleti koruyabilmek zorlaşır.

f- İnsanın kendisi de,  hak ve hukukun öznesi olmaktan uzaklaşır. Devlet, yurttaşları değil,  eğer varsa   ait  oldukları  etnik kimlikleri özne yapar. Bireyleri değil,  etnik kimlik temsilcilerini muhatap almaya başlar. Çok hukukluluk doğar. Böyle bir durum, Ortaçağ' daki feodal, dogmatik ve teokratik  devlet  modeline geri dönüş anlamına gelir. Devletçe,  İnsanların temel hak ve özgürlüklerne  sadık kalmak zorlaşır.

Son söz: 

Hiç bir etnik ya da inançsal kimlik üzerine;  çağdaş, hukukun üstünlüğüne ve evrensel  demokratik değerlere dayalı bir  devlet inşa etmek büyük tutarsızlıklar taşır. Etnik ya da dinsel kimlikler ölçütüne göre devlet kadroları oluşturmak akılcı, bilimsel ve çağdaş değildir. Var olan  mevcut sorunları çözemeyeceği gibi durum daha da karmaşık ve istikrarsız bir konuma gelir.

Halil Çivi. 19.7.2025.



Bu yazı 441 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI