# UZLAŞI #
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “Siyaseti bir boks arenası olmaktan çıkaralım” söylemi, diyalog ve uzlaşma arayışının bir ifadesi olarak görülebilir. Ancak Türkiye'nin son yıllarda içine girdiği derin ayrışma ve kutuplaşma göz önüne alındığında, bu uzlaşma çağrısı, gerçek anlamda demokrasiyi savunmak için yeterli mi? İşte burada ciddi bir sorun var. Yıllardır demokrasiyi ayaklar altına alan, halkın iradesini yok sayan, tek adam rejimini pekiştiren bir zihniyetle uzlaşmak demek, aslında bu yapıyı meşrulaştırmak anlamına gelir.
Yerel seçimlerde büyük şehirlerin kaybıyla birlikte, "çoğunluk" olma vasfını yitiren bir liderin önünde saygıyla eğilmek, demokrasiyi kurtarmaz. Demokrasi, mücadeleyi gerektirir, özellikle de halkın sesini susturan, çoğulculuğu hiçe sayan bir iktidara karşı. Türkiye'deki mevcut iktidar, halkın iradesine kulak asmayan, hatta onu baskı altına alan bir yapıya dönüşmüştür. Bu ortamda uzlaşma demek, baskıyı ve sindirmeyi kabul etmek demektir.
Sayın Özel’e çağrım şu: Uzlaşma, zayıflık göstergesi olmamalı. Elbette ki demokrasilerde diyalog önemlidir, ancak diyalog tek taraflı olamaz. Bugün Türkiye'de bir taraf halkı dinlemezken, diğer taraf sessiz kalmamalıdır. Halkın temsilcisi olmak, onların sesi olmaktan geçer. Ve bu sesi yükseltmek, gerektiğinde meydan okumayı da gerektirir. Halk, güçlü bir lider arıyor; onların haklarını savunacak, korkusuzca mücadele edecek bir lider. CHP lideri, halkın umudu olmak istiyorsa, önce bu umudu yaşatmalı, mücadele ateşini harlamalıdır.
Bu noktada, demokrasiye gerçek anlamda sahip çıkmanın yolu, "tek adam" rejimiyle yüzleşmekten geçer. Tek adama saygı duyarak değil, onu seçim sandığına gitmeye zorlayarak, halkın karşısında hesap vermesini sağlayarak demokrasiyi kurtarabilirsiniz. Bunun yolu uzlaşmak değil, direnmektir. Halk, direnen ve hesap soran bir lider istiyor. Eğer Özgür Özel, bu iradeyi ortaya koyabilirse, işte o zaman gerçek anlamda halkın lideri olacaktır.
Sonuç olarak, Türkiye’deki siyasi ortamı bir boks arenası olmaktan çıkarmak elbette önemli, ancak bu, halkı ezenlerin önünde eğilmekle değil, onların karşısında güçlü durmakla olur. Halkın sesi olun, sayın Özel; sesinizi yükseltin ve demokrasiyi hep birlikte savunalım!
Sağlıcakla kalın.
Birol Keskin