Bugun...


Birol Keskin

facebook-paylas
Yakın Cumhuriyet Tarihinin Karanlık Dönemi
Tarih: 10-09-2024 00:59:00 Güncelleme: 10-09-2024 00:59:00


**Yakın Cumhuriyet Tarihinin Karanlık Dönemi: Cehalet, Baskı ve Sessizlik**

Bugün, Cumhuriyet tarihimizin en karanlık dönemlerinden birini yaşıyoruz. Geçmişte medeniyet, özgürlük ve eşitlik üzerine kurulan bu devlet, artık cehalet ve baskı ile yönetiliyor. En kötüsü, bu karanlık düzen devlet eliyle sistematik bir şekilde destekleniyor, topluma dayatılıyor ve maalesef toplumun büyük bir kesimi tarafından da kabul ediliyor.

Son 23 yılda kadınlar ve çocuklar, bu karanlığın en büyük mağdurları oldu. Göz göre göre kadına ve çocuğa uygulanan şiddet, baskı ve zulüm, yalnızca bir yönetim sorunu değil, aynı zamanda toplumsal bir çürümenin habercisidir. Bugünün yönetimi bu karanlığın baş sorumlusu olabilir, ancak muhalefetin de bu duruma sessiz kalması, cehaleti kabullenmesi ve bu baskıcı düzenle uzlaşması asla göz ardı edilmemelidir. Ne yazık ki, muhalefetin suskunluğu ve yetersizliği, bu karanlığı daha da derinleştiriyor.

Cehalet bir zamanlar savaşılması gereken bir düşman olarak görülürdü. Ancak bugün, cehalete prim veriliyor; bilmeyen, sorgulamayan, yalnızca itaat eden bir toplum yaratılmak isteniyor. Eğitim, özgür düşüncenin yeşerdiği bir alan olmaktan çıkıp, dogmatik fikirlerin dikte edildiği bir mecra haline getirildi. Din, bir inanç sistemi olmaktan uzaklaştırılıp, toplumu uyutmak ve kontrol altında tutmak için kullanılan bir baskı aracı haline getirildi. Bu baskının en büyük kurbanları ise kız çocukları ve kadınlar oldu.

Kadınlar, tarih boyunca toplumun vicdanı olmuşlardır. Bir kadının sesi kesildiğinde, toplumun vicdanı da susturulmuş olur. Çocuklar, geleceğimizin en masum temsilcileridir. Onlar korunduğunda, aslında bir ulusun geleceği korunur. Ancak bugün, kadınların sesi susturuluyor, çocuklarımıza karanlık bir gelecek sunuluyor. Ve biz, toplum olarak sessiz kaldıkça bu karanlık daha da büyüyor.

Toplumun sessizliği, en büyük tehlikedir. Bu sessizlik, yalnızca bugünün değil, yarının da karanlığa sürüklenmesine yol açacaktır. Daha büyük tehlikeler kapıda ve eğer susmaya devam edersek, bu tehlikelerle yüzleşmek zorunda kalacağız. İnsan hakları, özgürlük ve eşitlik gibi değerlerin bu kadar açık bir şekilde hiçe sayıldığı bir ortamda, sessizlik suça ortak olmaktır.

Bu karanlık dönemden çıkmanın tek yolu, sesimizi yükseltmek ve adalet için mücadele etmektir. Toplumsal bir aydınlanma ancak gerçekleri dile getirmekle mümkündür. Bizi susturmak isteyenlerin en büyük korkusu, gerçeklerin su yüzüne çıkmasıdır. Bu yüzden daha güçlü bir sesle, daha büyük bir dirençle bu karanlığa karşı durmalıyız. 

Unutmayalım ki, karanlık ne kadar derinleşirse derinleşsin, bir mum yandığında bile aydınlanma başlar. Biz, o mumu yakmak zorundayız. Karanlıkla savaşmanın en güçlü yolu, bilgiyi yaymak, adaleti savunmak ve suskunluğu bozmaktır. Toplum suskun kaldıkça bu düzen devam eder. Ama biz sustuğumuzda bile içimizdeki ses hep yankılanmalı: Daha aydınlık bir gelecek için mücadeleye devam etmeliyiz.

Birol Keskin



Bu yazı 4351 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI