Bugun...


İhsan Tayhani

facebook-paylas
Cumhuriyet eğitimine vurulan hançer!
Tarih: 20-04-2026 22:33:00 Güncelleme: 20-04-2026 22:33:00


Cumhuriyet eğitimine vurulan hançer!
 
 
​Kuruluşunun üzerinden seksen altı yıl geçmesine karşın, Köy Enstitüleri, 1940’lı yılların özgün ve çağcıl bir eğitim atılımıdır. Kök düşüncesini, ölüm-dirim savaşımının verildiği Ulusal Kurtuluş Savaşı günlerinden alır. Hâkimiyet-i Milliye Gazetesi; “Kurtuluş Ordusu Yunanla çarpışırken, Ankara’da öğretmen ordusu, cehle (cehalet) karşı savaş açtı” diye yazar. Mustafa Kemal’in, cepheden gelerek Ankara’da Eğitim Kurultayı’nı topladığı tarih, 15 Temmuz 1921’dir ve Polatlı yakınlarından savaşın top sesleri duyulur.
 
​Mustafa Kemal’in, kurultayda eğitime ilişkin bir durum saptaması yapıp geleceğe yönelik hedef belirlemesinden sonra yapılan ilk iş, Ankara’da Maarif Vekâleti’ni kurmak olmuştur. Yani işe, bakanlığın adı ile başlanmıştır. Kurtuluş sürecinde Dr. Rıza Nur’un bakanlık koltuğuna oturması ile başlayan bayrak yarışı, Hasan Âli Yücel’e kadar uzanacaktır. Bakanlık koltuğuna oturacak kişilerde aranan tek ölçüt liyakattır.   Aralık 1925’te, Mustafa Necati Eğitim Bakanı olarak göreve başlar ve Atatürk’ün özlemini yerine getirmeye koyulur. Bu kuvvacı eğitimcinin, 35 yaşında yaşamdan ayrılmasından sonra, 1935’e kadar kısa aralıklarla bakan değişikliği olur. Nedeni; liyakat arayışıdır! Atatürk’ün, Saffet Arıkan’ı bakanlık koltuğuna getirmek için tam altı ay arayışını sürdürdüğü bilinen bir durumdur.
 
​Göreve gelen Arıkan, Mustafa Necati’nin 1926 yılında bakanlığa kazandırdığı seçkin eğitimci, İsmail Hakkı Tonguç ile sırt sırta vererek köy çocuklarına okuma olanağı sağlayacak bir Eğitmen Kursu açar. 1937’de İlköğretim Genel Müdürü olan Tonguç’un projesi uyarınca da aynı yıl, Kızılçullu ve Çifteler’de Köy Öğretmen Okulları açılır. Köy Enstitüleri’nin temelini, Atatürk, Saffet Arıkan ve İsmail Hakkı Tonguç’un eseri olan bu zemin oluşturur. Enstitüler de feodal güçlerin direncine kadar Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün içtenlikli desteği eşliğinde, 1938’de Milli Eğitim Bakanı olan Hasan Âli Yücel ve İlköğretim Genel Müdürü Tonguç’un öncülüğünde, 17 Nisan 1940 tarihinde kurulmaya başlamıştır. Bu kurumlar, döneminde UNESCO’nun, geri kalmış ülkelere örnek gösterdiği “aydınlanma” ocaklarıdır. “İş içinde eğitim”, Köy Enstitüleri’ndeki eğitim felsefesinin özüdür. Öğrenciler, öğrenirken üretiyor, üretirken öğreniyorlardı. Onlar,  öğrenmenin ve üretmenin zevkini almış, emekten ve halktan yana, yanlışı ve doğruyu görebilen, kulluk ve köleliği yadsıyan özgür düşünceli bireyler olarak yetişiyorlardı.
 
​Köy Enstitülü öğretmenler ise aklın ve bilimin taşıyıcısı birer aydınlanma savaşımcısıydı. Bugün Türkiye Cumhuriyeti, bir noktaya gelmişse ki gelmiştir! Bize göre bu düzeye, Mustafa Necati’den, Hasan Âli Yücel’e kadar Atatürk’ün eğitim devrimini özümsemiş liyakatlı yöneticiler ve toplamda 21 enstitüden mezun olan 17, 300 öğretmen sayesinde gelmiştir. Ne ki, Cumhuriyet eğitiminin yüz akı olan bu kurumlar, çok partili yaşama geçtiğimiz kırklı yılların ortalarından itibaren hançerlenmeye başlamış ve 1954’te de son darbe vurulmuştur! Enstitülerin görece izlerinin devam ettiği 1950’den sonraki çeyrek yüzyıllık “Öğretmen Okulları” direncinin bıraktığı tortunun arkasından, 2000’li yıllarla birlikte laik eğitime yönelik ikinci dalga hançerleme sürecinin başlamış olduğu açıktır! Şimdilerde ülke eğitimi, dinci-tarikatçı liyakatsız kadroların kuşatması altındadır! İlköğretimden, yükseköğrenime dek uygulamaya geçirilen çağdışı yasal düzenlemelerle eğitim dizgesi yıkıcı yaralar alıyor! Bilimsel kuşku yerine, bilimden kuşku duyan, yoz, yobaz, kişiliği oturmamış, büyüğünü - küçüğünü bilmeyen, nezaket (incelik) yoksunu, dili kirli, dünyaya Ortaçağ penceresinden bakan kuşaklar yetiştiriliyor! Artık üstesinden gelinmez boyutlara ulaşmış bulunan; vur, kır, öldür, yap-sat, çal-çırp, soygun, sömürü, yolsuzluk, çetecilik, mafyacılık bütün bunlar; onlarca yıldır genleriyle oynanan ve devrim savıyla uygulamaya geçirilmekte olan eğitim dizgesinin çıktısıdır!
 
​Atatürk’ün, kulu birey; ümmeti ulus yapan Aydınlanma Devrimi’ne balta çeken bir aklın, toplumu sürüklemiş olduğu bu tehlikeli eşikten, Enstitülerin bugün de geçerliliğini koruyan eğitim ilkeleri ile geri dönülebilir. Bize göre işe; öğretmeni yetiştirecek öğretmeni yetiştirmekle başlamak gerekir! Bu da ancak, oy kaygısı gütmeden, laik eğitim ilkelerini ödünsüzce yaşama geçirebilecek bir partinin, kararlı siyasi istenciyle olabilir!
 
​​​​​​​​                                  Doç. Dr. İhsan Tayhani



Bu yazı 15 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI