|
Tweet |
Gök vatandaki egemenliğini ve caydırıcılığını pekiştiren Türkiye’nin İngiltere ile yaptığı Eurofighter Typhoon savaş uçağı alım anlaşmasının ayrıntıları dikkat çekiyor.
Edinilen bilgilere göre 10 milyar dolarlık anlaşmanın muayyen maddeleri arasında, Türkiye'nin tedarik edilecek Eurofighter Typhoon jetlerinin görev bilgisayarlarına müdahale etme yetkisini elde etmesi bulunuyor.
Bu teknik hakla birlikte Türkiye, konvansiyonel alım süreçlerinin ötesine geçerek, platformun operasyonel yazılımları üzerinde tam tasarruf imkanı sağlayacak.
Böylelikle, askeri tedarikte sıkça karşılaşılan ve uçağın üzerinde “vidasını bile oynayamazsın” şeklinde özetlenen yabancı kısıtlayıcı kaide fiilen ortadan kaldırılacak.
Bu sayede Türkiye, Eurofighter savaş uçağının temel işlevselliğini ve operasyonel parametrelerini kendi milli güvenlik ihtiyaçlarına göre yeniden yapılandırma muktediriyetini kazanacak.
“Kara kutu” yazılım kısıtlamalarını aşmayı mümkün kılacak bu hakla birlikte Türkiye, geliştirdiği yerli füzeleri doğrudan Typhoon platformuna adapte edebilecek.
Eurofighter anlaşması ile birlikte, Türkiye’nin kendi geliştirdiği uzun menzilli yerli füze ailesini, bu yeni nesil çok rollü savaş platformlarına sorunsuz şekilde adapte etme hakkını kazandığı belirtiliyor. Bu inisiyatif, yerli savunma sanayii gücünün doğrudan uçağın vuruş yeteneğine aktarılmasının anahtarını teslim ediyor.
Türk Hava Kuvvetleri akım, güncelleme ve savaş görevi modifikasyonlarında daha hızlı ve özerk hareket edilebilecek. Yabancı tedarikçiye olan kritik yazılım bağımlılığı azalacak.
F-16 platformunda yaşanan yerli mühimmat entegrasyonundaki sınırlılıklar, Eurofighter’da tekrar edilmeyecek.
ABD yapımı F-16 platformlarında Türkiye’nin yazılıma müdahale edememesi ve dolayısıyla yerli hava-hava/hava-yer füzelerinin sisteme efektif biçimde entegrasyonunun yapılamaması ciddi operasyonel kısıtlama oluşturuyordu. Eurofighter alımında edinilen yazılım üzerindeki serbestiyet, Türkiye'nin F-16 savaş uçaklarında uzun süredir yaşadığı kronik teknik zorluğun aşılması anlamına geliyor.
Söz konusu imtiyaz ile Türk Silahlı Kuvvetler’in hava muharebe yeteneklerinin derinleşmesi ve yerelleşmesi yönünde paradigmatik bir ivmelenme yaşanacağı öngörülüyor.